• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aidat Borcu Sorgulama
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Anasayfa

Sayın Receb Tayyîb ERDOĞAN

AK Parti Genel Başkanı

8 Mart 2021

 

Başvuruda Bulunan : Adem Çevik

Türkiye Aile Meclisi ve @AdaletPlatformu Genel Koordinatörü

Adres :istanbul Güngören A.Nafiz Gürman Mah. Mete sk. 4/34

Tel :02124365966 – 05322033274 – 05327036115 iYi.org.TR

Mail :ailehaklari@gmail.com ademgerede@yandex.com

t.me/milliirade http://ailehaklari.org http://t.me/ailehaklari

www.AdaletPlatformu.org https://channels.bip.ai/join/ailemeclisleri

Konu :CEDAW, İstanbul sözleşmesi, Lanzarote, anlaşmaları hakkındaki sizin ve partinizin düşünceleri ile ilgili olarak bilgi talebi hak.

 

AÇIKLAMALAR

1-Biz, 3 yıldır faaliyet gösteren 41 şehirde örgütlü, 2954 vakıf, dernek, sendika, platformdan oluşan #önceAile şiarıyla hareket eden bir cemiyetiz ve sosyal media ağıyız.

 

2-  8 Mart 2012 tarih ve 28227 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Milletlerarası Sözleşme”de (Karar Sayısı : 2012/2816 “11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan ve 24/11/2011 tarihli ve 6251 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığının 12/1/2012 tarihli ve HUM/7771842 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10/2/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır). KARARın altında imzası bulunan https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120308M1-1.htm http://is.gd/I9aE9T

 

Abdullah GÜL / Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip ERDOĞAN / Başbakan, Bülent ARINÇ / Başbakan Yardımcısı, Ali BABACAN / Başbakan Yardımcısı, Beşir ATALAY / Başbakan Yardımcısı, Bekir Bozdağ / Başbakan Yardımcısı, Sadullah Ergin / Adalet Bakanı ve Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a vekaleten, Fatma Şahin / Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Egemen BAĞIŞ / Avrupa Birliği Bakanı, Nihat Ergün / Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Faruk Çelik / Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Erdoğan Bayraktar / Çevre ve Şehircilik Bakanı ve Gençlik Spor Bakanı Suat Kılıç’a vekaleten, Cevdet Yılmaz / Kalkınma Bakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğluna vekaleten, M. Zafer Çağlayan / Ekonomi Bakanı, Mehmet Mehdi Eker / Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Hayati Yazıcı / Gümrük ve Ticaret Bakanı, İdris Naim Şahin / İçişleri Bakanı, Ertuğrul Günay / Kültür ve Turizm Bakanı, Ömer Dinçer / Milli Eğitim Bakanı, İsmet Yılmaz / Milli Savunma Bakanı, Veysel Eroğlu / Orman ve Su İşleri Bakanı, Recep Akdağ / Sağlık Bakanı, BinaliYıldırım /Ulaştırma D.H.Bakanı

Tahrifat yapıldğı için BUTLAN olan, hukuki geçerliliği olmayan “Uluslararası bir sözleşme”de şahsınızın ve partinizin rolü önemlidir. Yaptığımız suç duyurumuzu AYM'ye de iletiyoruz. Link: is.gd/FngmbX

www.turkiyeailemeclisi.net/FileUpload/as976529/File/ailemeclisi_sucduyurusu.pdf is.gd/SJAKWY

Bu anlamda, o günkü bakanlar kurulu üyelerinin çoğu görevde olmasa ve bazıları siyasi olarak farklı partilerde olsa da o dönemin sorumluluğunu taşıyan kişi/kişiler olarak bugün size bazı sorularımız olacak. Bu sorulara vereceğiniz cevapları, aynen basına ve kamuoyuna aktaracağız. Sosyal medya ağlarımızda medyada ve Türkiye AİLE Meclisi Bileşenleri ile paylaşacağız.

 

2.1-Bugün gelinen noktada, yakınmaları da dikkate alarak,

2.1.1-O gün, bu sözleşmeyi hangi düşüncelerle imzaladınız?

2.1.2-Bugün olsa yine imzalar mıydınız?

2.1.3-Yakınmaları ve istanbul sözleşmesini 11 ülkenin onaylamamasını haklı buluyor musunuz ve bu konuda ne düşünüyorsunuz, nasıl bir çözüm teklif ediyorsunuz?

2.1.4-Sözleşmeden çekilme talepleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

2.1.5-Çocuk haczi, velayet istismarı, nafaka hapsi, 6284 nolu yasa, kadının beyanı esastır şahidliği, Ailede içinde anne-baba ve çocuk ilişkisindeki yeni düzenlemeleri nasıl buluyorsunuz.
2.2-Sözleşmedeki “Biyolojik Cinsiyet” yerine “Toplumsal Cinsiyet” kavramı kullanılmasını ve buna dayalı olarak Nufus cüzdanı ve pasaportlarda GENDER tanımının kullanılmasını, “dezavantajlı KIRILGAN topluluk kategorisi”nde LGBTIQP+’ya “pozitif ayırımcılık” uygulanmasını, TCE, Toplumsal Cinsiyet Adaleti maskesiyle sapkınlığa teşviki, “aileye operasyonu” doğru buluyor musunuz?

2.2.1-Bu çerçevede “+” olarak “Panda sex”, “Pedofili”, Sanal sex, Avatar sex, Grub sex, Aile içi sex (Ensest), Pornagrafi’ye özgürlük talepleri ve dayatmaları karşısında Ailenin ve gençliğin korunması ve hertürlü Fuhşiyat’ın ve siber dünyadaki türevlerinin önlenmesi konusunda ne yapmak ve nasıl bir yol izlemek gerekir?

2.2.2-Batıda, “İstanbul sözleşmesi” çerçevesinde Fransa’da anne-baba, hala-teyze, amca dayı, dede, nine gibi isimler kaldırılarak ailede anne-babanın cinsiyet değiştirerek rollerini değiştirmeleri ya da eşcinsel olmaları onanırken, İsveçte yasal olarak ilkokulda, resim, cinsel obje, cinsiyetsiz ya da cinsel organı açık oyuncak, çizgi film ve “farkındalık” seminerleri ile cinsel kimliği çocuk yaşta gözlem ve deneyle tanıması ve 14 yaş sonrası cinsel deneyimle, tercih ve yönelimini, Din ahlak, gelenek ve aileden bağımsız bir şekilde belirleme konusundaki uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Fıtrata ve hukuka aykırı, insanlığı ifsat eden bu uygulamalar milli güvenliğimizi tehdit ediyor mu?.. Bu konuda aile, okul, STK'lar, medya ve devlete düşen görevler nedir ve ne yönde olmalıdır?

2.2.3-Bu gelişmeler olurken, dindar, ahlaki değerleri önceleyen çevrelerin nasıl bir tavır içinde olmaları gerekir? Bu anlamda, ayrıca;

2.2.2.1-Toplumsal planda hoş görüyle mi davranmalılar, bu anlamda Dini metinlerdeki uyarılar nasıl yorumlanmalıdır?

2.2.2.2-Aileler çocuklarına bu konularda nötr mi davranmalıdırlar.

2.2.2.3-Sizce cinsiyet Vehbi mi, Kesbi ( Doğuştan / Yaratılıştan ) midir? Yoksa sonradan mı şekillenmektedir. “Hünsa” dışında, cinsiyet değişikliği talepleri devlet tarafından kabul edilmeli midir?

2.2.2.4-Bunların kendi aralarında “Aile Birliği” kurmaları kabul edilmeli midir?

2.2.2.5-Diyanetin bu konudaki tavrını nasıl buluyorsunuz?

2.2.2.5.1-LGBTP’yi destekleyen dünyada binlerce akademik araştırma varken buna karşı İlahiyat ve diğer akademik branşlarda (Tıp, Psikoloji vd) LGBTP’ye karşı akademik çalışmalara izin verilmemesini, aynı şekilde Uluslararası arama motorları ve sosyal media ağlarında bu konuda “Fastchecking” yöntemleri ile, bu mesajların engellenmeye çalışılmasını nasıl buluyorsunuz? Bu konuda neler yapılabilir.

2.2.2.6-AK Parti, 28 Şubat’ın Başörtüsü direnişinin ardından hayat buldu. Bugün gelinen noktada, Başörtüsü değil, İffet, Namus, ahlak’ı hiçe sayan TCE/TCA Fuhşiyat’a eşitlik adalet özgürlük, en azından ailelerin çocuklarının cinsel deneyim, yönelik ve tercihlerine karşı ailelerin nört kalmaları yönündeki telkinleri nasıl karşılıyorsunuz? GRAVİO ŞÖNİM ile verilerin yabancı ülkelerle paylaşması doğru mu?

2.2.2.7-Sözleşme kapsamında, BİREY olarak tanımlanan “Transhuman Genom”ların DİN, AHLAK ve GELENEK’ten bağımsız bir şekilde tanımlanmasını nasıl buluyorsunuz?

2.2.2.8-ABD Başkanı Biden’in, LGBTPIQ+’a özgürlük tanımayan ülke ve örgütlerin tesbit edilerek, haklarında yaptırım uygulanması çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz.

2.2.2.9-Gıda, İlaç, kozmetik üzerinden, “sentetik et” ve “mRNA” gibi ürünler üzerinden, GENOM projesinin imkanlarıyla, fıtratı bozmaya yönelik bir plan çerçevesinde, hayvan ve bitkilerin hormon ve sair ilaçlarla yapısının dönüştürülerek, gıda zinciri içinde insanların genetik yapısının dönüştürülmek istediği ve östrojen-androjen hormon dengesinin bozularak biyolojik cinsiyet kimliğinin dönüştürülmeye çalışıldığı iddiasına katılıyor musunuz?

2.2.2.10-Dini referans kullanarak LGBTPQI+’ı Fuhşiyat olarak tanımlayarak, yapılan işin dinen lanetlenen bir şey olduğu inancını dile getiren gazeteci, yazar, STK yetkilileri, kanaat önderi ve İlahiyatçıların, din görevlilerinin yargılanmaları, haklarında işlem yapılmasını nasıl buluyorsunuz?

Durumu bilgilerinize arzeder, saygılar sunarız.

Adem Çevik , Türkiye AİLE Meclisi Genel Koordinatörü

 

DAĞITIM:

-Tüm partilerin genel başkanlarına/İL/İLÇE BAŞKANLIKLARINA

-TBMM Başkanına

-Aile Bakanına

-AdaletBakanına
-İçişleri Bakanına

-Dışişleri Bakanına

-GençlikBakanına
-Milli Eğitim Bakanına

-Kültür Bakanına

-Ombudsmana

-AYM Başkanına

-Yargıtay Başkanına / Bilgi için

-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına / Bilgi için

-Danıştay Başkanına/ Bilgi için

CİMER Cumhurbaşkanlığı

CB Devlet Denetleme Kurulu

CB İnsan Hakları Başkanlığı

CB MİT

CB Diyanet işleri Başkanlığı

TBMM Başkanlığı

TBMM İnsan Hakları Komisyonu

TBMM Dilekçe Karma Komisyonu

TBMM İçişleri Komisyonu

TBMM  Aile, 

Gençlik, 

Milli Eğitim

Adalet Komisyonu
TBMM Anayasa Komisyonu

 TİHEK Başkanlığı

Emniyet Genel Müdürlüğü

Milli güvenlik kurulu 

MİLLETLERARASI SÖZLEŞME

             Karar Sayısı : 2012/2816 8 8 MART 2012 28227 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete

             11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan ve 24/11/2011 tarihli ve 6251 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin onaylanması;

Dışişleri Bakanlığının 12/1/2012 tarihli ve HUM/7771842 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun

3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10/2/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.

   Abdullah GÜL, CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN,  Başbakan

 

B. ARINÇ                                                A. BABACAN                                              B. ATALAY                                                B. BOZDAĞ

Başbakan Yardımcısı                                  Başbakan Yardımcısı                               Başbakan Yardımcısı                               Başbakan Yardımcısı

 

S. ERGİN                                                        F. ŞAHİN                                                     E. BAĞIŞ                                                    N. ERGÜN

Adalet Bakanı                             Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı                   Avrupa Birliği Bakanı                  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

 

F. ÇELİK                                                 E. BAYRAKTAR                                            C. YILMAZ                                          M. Z. ÇAĞLAYAN

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı           Çevre ve Şehircilik Bakanı                            Dışişleri Bakanı V.                                      Ekonomi Bakanı

 

S. ERGİN                                                 E. BAYRAKTAR                                           M. M. EKER                                                 H. YAZICI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V.           Gençlik ve Spor Bakanı V.             Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı             Gümrük ve Ticaret Bakanı

 

İ. N. ŞAHİN                                                    C. YILMAZ                                                  E. GÜNAY                                                 M. ŞİMŞEK

İçişleri Bakanı                                             Kalkınma Bakanı                                Kültür ve Turizm Bakanı                                  Maliye Bakanı

 Ö. DİNÇER                                                  İ. YILMAZ                                                       V. EROĞLU

 Milli Eğitim Bakanı                               Milli Savunma Bakanı                                Orman ve Su İşleri Bakanı

R. AKDAĞ                                                      B. YILDIRIM

 Sağlık Bakanı                      Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı 

 

https://channels.bip.ai/join/ailemeclisleri https://channels.bip.ai/join/siviltoplumkonseyi http://t.me/milliirade

 

 

 

Sayın Devlet Başkanımız, Receb Tayyîb ERDOĞAN Beyefendiye #önceAİLE Mektubu

İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdiği 8 Mart 2012 tarihinin 9.yıl dönümündeyiz.
Tam adı “
Kadınlara Yönelik Şiddet Ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olmasına rağmen girdiği ülkelerde kadına şiddeti azaltmak yerine aileyi dağıtıp, Ailesiz toplum,çocuksuz birliktelik/partnerlik” modellerine yönlendiren bu ifsat sözleşmenineklerinin , uygulamasına yönelik, yasa, yönetmelik, genelgelerin vakit kaybetmeden kaldırılmasını talep ediyoruz.

Bu Sözleşme ve aileyi bitiren diğer bileşenleri (CEDAW, 6284, Medeni kanundaki Aile yıkan uygulamalar vs) bizden önce uygulayan ülkelerin şu anda geldikleri nokta, bize gideceğimiz yeri işaret etmektedir. Malumdur ki, aynı yoldan gidip başka bir yere ulaşmak mümkün değildir! 

Bu uygulamalar ile Avrupa’nın pek çok ülkesinde aile dışında, babasız dünyaya gelen çocuk oranları %60’ların üzerine çıktı (İzlanda %70, Bulgaristan %59, Fransa %65). Yaratılan korku atmosferi ve kadın ile erkeğin yeni kodlanma biçimleri nedeniyle gençleri, özellikle erkekleri evlenmeye razı etmek neredeyse imkânsız denebilecek bir duruma geldi. İskandinav ülkelerinde erkeklerin ilk evlilik yaş ortalaması 37’yi bulurken, kadınların ilk evlilik yaş ortalaması 34’lere çıktı. Aynı oran İspanya’da erkekler için 35, kadınlar için 34 yaşına dayandı. Garip bir şekilde ilk evlilik yaşı yükselirken kadınların menopoza girme yaşları düşmektedir. Dolayısı ile kadınların hiç evlenemeyecekleri veya evlenirlerse, evliliğin doğurganlık sonrası döneme kalacağı bir zamana doğru gidiliyor. Bu durumda 3 çocuk hedefi de artık sadece bir hayal olarak kalma riski taşımaktadır. Zaten yaygın sezeryan uygulaması, gıda ve ilaç, kozmetik, giyim ve fıtrata aykırı sportif faaliyetler, media üzerinden yapılan propoganda, bilişim teknolojilerinin yaydığı radyasyon sebebi ile özellikle kadınlar dolaylı yoldan kısırlaştırılmaktadır.

Diğer tarafta, aile içi şiddeti düşürmek iddiası ile yola çıkan uygulamaların hayata geçirildiği ülkelerde şiddet ve taciz düşmüyor, aksine artıyor!.. Bu anlamda aile içi şiddetin en çok rastlandığı ülkelerin başında %52 ile Danimarka, %47 ile İsveç ve Finlandiya, %44’le Fransa geliyor. İsveç’in dünyanın en yüksek tecavüz oranına sahip ülke olmasını eleştiren Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisinin eski lideri Nigel Farage İsveç kenti Malmö’yü “tecavüz başkenti” olarak isimlendirdi. Doğu Avrupa’da 15 yaş üstü kızların %70’i şiddet veya cinsel tacize uğruyor.

Avrupa Birliği’ne (AB) bağlı ülkelerde ortalama her 20 kadından 1’i tecavüze uğruyor, her üç kadından biri, 15 yaşından itibaren fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. AB ‘de her yıl 15 yaş altı yaklaşık bin çocuk cinayete kurban gidiyor. Her 7 dakikada bir genç şiddet sonucu öldürülüyor. Aynı şekilde tüm dünyadaki çocuk istismarı görüntülerinin neredeyse yarısı Hollanda sitelerinden, %60’ı Avrupa’dan internete yükleniyor. IWF, Hollanda'nın "çocuk istismarı için suç cenneti" haline geldiği uyarısında bulunuyor.

Batı, kendi “aile” yapısının dağılması ile sokaklara mahkum olan insanları 2.Dünya Savaşı yıllarında edindiği tecrübeyle toplama kamplarına yığıyor: Yaşlıları huzurevlerine, özürlüleri bakım evlerine, kadınları sığınma evlerine, evsiz fakirleri sokaklara, sahipsiz çocukları sevgi evlerine, işsiz güçsüzleri cezaevlerine, alkol ve uyuşturucu bağılılarını rehabilitasyon merkezlerine, hastaları hastanelere, geri kalanları psikiyatri kliniklerine.

Bugün batıda 5 kişilik bir ailede en az bir kişi uyuşturucu kullanıyor ya da alkolik. Beş kişilik bir ailede en az bir kişi lezbiyen, homoseksüel, biseksüel ve ensest ilişkiye kadar varan sapkınlık içinde. Beş kişide bir kişi psikolojik destek almadan kendini yönetemiyor. Beş kişilik bir ailede en az bir kişi en az bir defa intihar teşebbüsünde bulunmuş. Beş kişide bir kişi engelli. Kılavuzu AB olanların varacağı yer burasıdır.

Türkiye’de de süreç, gidişatın aynı yöne olduğunun işaretini veriyor. 2009 da öldürülen kadın sayısı 171 iken, 2013’te 237, 2018’de 440 oldu. 2012 yılında kadınlardan gelen korunma talebi 44,461 iken, 2017 ‘de rakam 207.233 ‘e 2018'de 358.000'e yükseldi. Yani, İstanbul Sözleşmesi imzalandıktan sonra kadına şidddette dikkat çekici bir artış gözlemleniyor.

2005 Yılında 641.241 olan evlilik sayısı 2018 yılında 553 bin 202 düşerken boşanma sayısı 95.895’ten 142.448’e yükseldi.. 2011 yılında uyuşturucudan 105 kişi ölürken 2017’de 941’e yükseldi. 

Sözleşmenin ve yan uygulamalarının şiddeti artırıyor oluşunu kapitalizmin taşeronu feminist örgütler, “kadınlar haklarını öğrenip, haklarını talep etme cesareti buldukça adliyeye yansıyan vak’a da artıyor. Rakamların yükselmesi sağlıklı bir işaret” diye açıklıyorlar. 1990 yılında Birleşmiş Milletlerde yapmış olduğu konuşmada Ariel Hoekman’ın ifade ettiği “Boşanma ve artan gayrı meşru çocuk sayısı İnsan Haklarının zaferidir şeklindeki hastalıklı fikriyatın iz düşümü olan bu düşünce bizzat şiddetin yükselmesinden besleniyor ve meşruiyetini sağlıyor. 

Eğer bu iddianın mantığı doğru ise şiddet rakamlarını artırmada büyük katkı sunan tecavüzcü, dayakçı ve katilleri tebrik ederek; “Aman ne güzel, kadınların haklarını aramalarına yardımcı oluyor, dava sayısını artırıyorsunuz” diye kutlamak gerekecektir. 

Hâlbuki bu kanunlar çatışmacı Feminist dili de yedeğine alarak erkeği kadına, kadını erkeğe hatta kadını kadına, erkeği erkeğe düşman kılmakta; insanları bir arada yaşayamaz, birbirini idare edemez dengesini kaybetmiş psikolojisi bozuk biri haline getirerek; onları köpeklerinden başka kimse ile beraber olamayan yalnızlara dönüştürmektedir.

İstanbul Sözleşmesi ve bağlı uygulamalarını, 1839’dan beri süregiden sömürgeci emperyal projenin tepeden toplumumuza dayatılması olarak görüyoruz. Kötü olan,  modernleşme  ve çağdaşlaşma (Asrilik)  adı altında birkaç asırdır yaşadığımız tecrübenin yeni bir versiyonu olarak içimizden bu projeye gönüllü olanların çıkması; aileyi, erkeği, kadını ve çocuğu tahrip ettikçe evrensel (seküler) dünyaya adapte olduğumuzu zannederek bunu bir başarı olarak kabullenmeleridir. Modern dönem her topluma aynı sorunları dayatmakla beraber, aslolan, kendi realitemize, değerlerimize ve insanımıza uygun çözümleri aramak ve uygulamaktır.

Daha şimdiden, bu projelerin başladığı yıllardaki cinayet, şiddet, tecavüz, saldırı, uyuşturucu/alkol/ilaç bağımlısı, sokak çocuğu, sokağa terkedilmiş bebek/yaşlı/özürlü, yalnız yaşayan oranlarını bir daha görmemiz bile hayal haline geldi. Hiç değilse mevcut oranları koruyabilmek için bu sözleşme ve uygulamalarının toplumdaki tahribatını durdurabilmek lazım. Değilse şu anımızı bile çok arayacağımızı söylemek büyük bir kehanet değil. Bu sözleşme, Devlet , anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyet sebeblerine aykırıdır ve bir an evvel değiştirilmelidir. En son Ermenistanda da iradesini ortaya koyan halk ve kilise bu sözleşmenin iptali için mahkemeye başvurmuştur. Bu sorun giderek sadece dini bir hassasiyete dayalı refleks olmaktan çıkıp, aile, ahlak gibi değerleri savunan evrensel bir vicdan hareketine dönüşmektedir. Sözleşme, insanın kimlik ve kişilik kazandığı aileye karşı bir komplo olarak algılanmaya başlamıştır.

Daha fazla geç kalınmadan devletimizin bu yanlıştan dönmesini “İstanbul Sözleşmesi Nas Değildir Feshediyoruz” diyerek uygulamaya geçmenizi ümit ediyor, tüm yetkilileri ve önceAİLE şiarına inanan vicdan sahiplerini İnsanlığın Son Kalesi AİLE konusunda azami bir hassasiyetle yaklaşmaya ve acil önlem almaya davet ediyoruz. 

Saygılarımızla 8 mart 2021

 

basın bültenlerimizi ve suç duyurularımızı dosyalar bölümünden indirebilirsiniz


Türkiye AİLE Meclisi
AileMeclisi.net TürkiyeAileMeclisi.net AileHaklari.org t.me/AileMeclisleri



NOT:ÖnceAİLE şiarıyla hareket eden cemiyetlerin isimlerini tek tek yazalım
ve onların internet adreslerini de yazalım. Bu metni de onlar kendi internet sitelerinde ve sosyal medyada yayınlasınlar. Hatta şu teşkilat adına şu kişi diye isim de verebiliriz. İsim vereceksek kuruluşların e-mail adreslerini de yazabiliriz.

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret3605
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.58857.6190
Euro9.01459.0506
Hava Durumu
Saat